PANEL
Ülkemizde yeni ve sivil anayasa tartışmalarının yaşandığı bu süreçte yeni anayasa platformu katılımcıları Sayın yazar Enver SEZGİN,SAYIN hocamız POROFÖSOR Fazıl Hüsnü ERDEM, Sayın oyuncu Lale MANSUR, sayın gazeteci Nihal Bengisu KARACA, sayın Hocamız Yücel SAYMAN ve Sayın Veysel UÇUM’ un ilimizde Bitlis Barosunun ev sahipliğinde ortak düzenlediği panele; Sayın Belediye Başkanları, Sayın Sivil Toplum Başkanları, Temsilcileri Sayın Meslektaşlarım,Sayın Hemşerilerim hoş geldiniz. Özlediğimiz yeni anayasanın kısaca neler olması gerektiğini sizlere ifade etmek isterim.
Değerli konuklar anayasalar; kısaca toplumsal mutabakat metni, kanunların babası, çatı yasa gibi adına ne dersek diyelim anayasamızda asıl olması gereken demokratik, sivil, çoğulcu, katılımcı özelliklere sahip üzerinde yaşadığımız topraklarda biz yurttaşların renklerini, dillerini, kültürlerini, inançlarını yansıtan metinlerdir.
Devlet, bir kara parçası üzerinde bir araya gelmiş ortak kültürleri, olan insanların bir amaç etrafında bir araya gelerek oluşturdukları örgütlü yapıysa, bizler olmadan devlet olamaz. Bu itibarla Anayasa biz odaklı olmalıdır. Toplumun tüm kesimlerini kapsayan, insan odaklı, etnik, dini, mezhepsel ve cinsiyet farklılıkları dâhil tüm kesimlerin beklentilerine cevap vermelidir. Ayrıca herkesin katılımı sağlanarak oluşturulmalıdır. Toplumun her kesiminin mevcut, anayasa ile bir kavgasının olduğunu görüyoruz. Anayasayla Kürtlerin, Türklerin, solcuların, sağcıların, Müslümanların sorunu var. Bu nedenle de yeni anayasada mutabakat sağlanarak, toplumun farklı kesimlerinin sorunlarını ortaklaştırmadıkça herkesi kapsayan yeni bir anayasa mümkün olmayacaktır.
Türkiye’nin gereksinim duyduğu demokratik, sivil, yeni bir Anayasanın çoğulcu ve katılımcı bir yöntemle oluşturulabilmesi, seçim barajının %10 olması nedeni ile mümkün olmayacaktır. Temsilde adaletin sağlanması için de yeni oluşacak meclisin TBMM İç yönetmeliğinde değişiklik yapılarak meclise girememiş siyası partilerin komisyonlarda temsilinin sağlanması ile herkesin katılımının sağlanabileceğini düşünmekteyiz. Türkiye’deki etnik, dini, mezhepsel ve cinsiyet farklılıkları dâhil tüm kesimlerin beklentilerine cevap veren bir Anayasanın oluşturulabilmesi düşünce ve ifade özgürlüğü önündeki tüm engellerin kaldırılması gerektiği çok açıktır.
Anadil de konuşma, anadilde eğitim, anadilde savunma hakkı doğuştan var olan ve biz insanların seçme hakkımızın olmadığı doğuştan gelen insani haklardır. Kürtçenin ve ihtiyaç duyulan dillerin kamusal alanda kullanımı anayasal güvence altına alınmalıdır.
|
|
|
