Hızlı Erişim

Menü

BASINA VE KAMUOYUNA

14.03.2011
932
 

BASINA VE KAMUOYUNA

Bilindiği üzere Mutki Cumhuriyet Savcılığınca başlatılan bir soruşturma üzerine Mutki İlçesinde iki ayrı yerde kazılar yapılmış ve bu kazılar sonucunda 18 kişiye ait kemiklere rastlanmıştır. Bulunan bu kemikler DNA tespiti amacıyla Adli Tıp kurumuna gönderilmiştir.

Soruşturma devam ederken bu kapsamda birçok ihbar ve iddialar da ortaya atılmıştır. Jandarma Genel Komutanlığı’nın “Kamuoyuna Bilgi Notu” adı altında yaptığı açıklamanın, yürütülen soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiğini, soruşturmanın selametini sekteye uğratacağını düşünmekteyiz. Jandarma Genel Komutanlığı’nın kolluk kuvveti olarak; hem önleyici kolluk görevi, hem de adli kolluk görevi olmak üzere 2 başlı görevi vardır.  Adli kolluk görevini soruşturma makamının talimatları ile yürüten Jandarma Genel Komutanlığının; Mutki Cumhuriyet Savcılığınca yürütülen soruşturma ile ilgili soruşturma makamından habersiz araştırma yapması, tespitlerde bulunması ve bu bilgileri, tespitleri basınla paylaşmasının suç olduğunu ve bu hususun komutanlığın görevi olmadığını düşünmekteyiz.

Jandarma Genel Komutanlığının “Kamuoyuna Bilgi Notu” ile yaptığı araştırma ve yaptığı tespitleri basın ile paylaştığı açıklamada yetki gaspı vardır. Soruşturma makamının tek olduğunun ve araştırmanın-soruşturmanın Mutki Cumhuriyet Savcılarının yetkisinde olduğunun herkes tarafından bilindiğini hatırlatarak, bilgi notundaki araştırma ve tespitlerin Kolluk kuvveti olan Jandarma Komutanlığı tarafından yürütülemeyeceğini, aksinin kabulü halinde, iki farklı araştırma ve soruşturma makamının olacağını, bunun da yetki gaspını doğuracağını hatırlatarak herkesin soruşturma makamının görevi olan araştırma ve soruşturma yetkisine saygı duyması gerektiğini belirtmek isteriz.

Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığının gözlemci olarak daveti ile Bitlis Barosu Başkanlığı olarak Mutki Cumhuriyet Savcılığı tarafından 2 ayrı noktada yapılan kazı çalışmasında bulunduğumuzdaki gözlemlerimizi kamuoyu ile paylaşmak isteriz.

İlk kazı çalışmasının bulunduğu yerde yapılan çalışmada 12 insana ait kemikler çıkmış olup, kazı alanında yaptığımız gözlemlerde; iş makinesi (kepçe) ile bir kanal açıldığı, açılan kanalda, Adli Tıp Doktorunun fırça ile yaptığı hassas kazıda öncelik ile elbiselerin içinde insan kemiklerinin bulunduğu gözlemlenmiş daha sonra bu insan kemikleri elbiselerin içinden çıkarıldıktan sonra bazı cesetlerin üzerindeki elbiselerin ceplerinden kaleşnikof marka silaha ait mermi, kalem, tırnak makası ve not defteri çıkarıldığı tarafımızca tespit edilmiştir. Birkaç cesedin de boynunda iplerin olduğu, ipin ayaklara doğru -Domuz-Bağı diye bilinen bağı andırır şekilde bağlandığını- 2 cesedin de kafatasının çene kemiklerinden sonra yukarısının olmadığı, bir cesedin üzerinde 30 cm’lik demir çubuk ucunda 3 kancası olan ve iple bağlı aletin olduğu, bir cesedin üzerinde denizde mayo olarak kullanılan kırmızı renkte bir adet şortun, cesetlerin ayaklarında çoraplarının olduğu, cesetlerin üstünde puşi, şalvar gibi kıyafetlerin de bulunduğu tespit edilmiştir.

İkinci kazı çalışmasının yapıldığı çöplük mevkiinde 2 adet insan kemiklerinin bulunduğu bir mezar, aynı mevkideki bir mezarda da 4 adet insan kemiği, diğer bir yerde de battaniyeye sarılı vaziyette insan kemiklerinin bulunduğu tarafımızca gözlemlenmiştir.

 Jandarma Genel Komutanlığının “Kamuoyuna Bilgi Notu” ile kamuoyu ile paylaştığı açıklamanın, gözlemlediğimiz hususlar ile örtüşmediğini belirtmek isteriz. Bu gözlemler ışığında 8-9 Eylül 1999 tarihinde Mutki ilçesinde meydana gelen çatışmada öldürüldüğü iddia edilen 15 teröristten 13’üne otopsi yapıldığı ve 13’ünün Mutki İlçesi Kavakbaşı yolu Ziyaret Mevkiinde defnedildiği belirtilmiştir. Savcılık tarafından yürütülen kazı çalışmasında 12 kişiye ait kemiklerin bulunduğu, ısrarla 13 şahsa ait cesedin arandığı ancak 13. şahsın bulunamadığı tarafımızca gözlemlenmiştir. Yine yapılan kazı çalışması sonucunda özellikle otopsi yapıldığı kayıtlarda ortaya çıktığı iddia edilen şahısların elbiseli olmaları, birkaç şahsın boynundan ayaklarına doğru iple bağlı olması, elbiselerinin ceplerinde kaleşnikof marka silaha ait mermi, tırnak makası, not defteri, kalem olması, otopsi işleminde maktulün ya da maktullerin soyularak çıplak olarak otopsinin yapıldığı, üzerlerinden çıkan bütün elbiseler ve eşyalar tutanak altına alınarak el konulduğu, hele öldürülen şahısların üzerinden çıkan not defteri gibi istihbarat çalışmasına yarayacak materyallerin mutlak suret ile el konulması gerektiği, bu materyallerin öldürülen şahsın üzerinde bırakılmasının mümkün olamayacağı, otopsi yapıldığında domuz bağı diye tabir edilen iplerin öldürülen şahsın boynundan ayaklarına doğru bağlı olarak kalamayacağı, mutlak suretle bu hususların otopsi tutanaklarına geçirilmesi gerektiği, diğer materyallere tutanak ile el konulması gerektiği düşünüldüğünde; kazı çalışmaları sonucunda bulunan cesetlere iddia edildiği gibi usulüne uygun otopsi yapılmadığı kanaati oluşmuştur. Ancak bu durumun Soruşturma Makamınca yaptırılacak Adli Tıp İncelemesi sonucunda açığa çıkacağını düşünmekteyiz.

Jandarma Genel Komutanlığının kamuoyu ile paylaştığı açıklamada,17 Eylül 1999 tarihinde 2 teröristin de ölü olarak ele geçirildiği ve otopsisinin yapıldığı ve defin edildiği belirtilmiştir. Kazı alanındaki gözlemlerimize göre İkinci kazı çalışmasının yapıldığı çöplük mevkiinde 2 farklı toplu mezar bulunmuştur. İkinci kazıda toplam altı ceset bulunmuş, bu cesetlerden iki kişiye ait kemikler bir arada gömülmüş, 4 kişiye ait kemikler de bir battaniyeye sarılı vaziyette bir arada gömüldüğü tarafımızca gözlemlenmiştir.

Yapılan açıklamalar ile kazı çalışması sonucu elde edilen bilgilerle örtüşmemektedir. Ele geçen insan kemikleri 18 kişiye ait olup kayıtlarda ise defin ruhsatı olduğu iddia edilen ceset sayısı 15’dir. 3 kişiye ait insan kemiklerinin defin ruhsatı olmadığı anlaşılmaktadır. Tüm bu hususların soruşturma sonucunda açığa çıkacağı inancını taşımaktayız.

Jandarma Genel Komutanlığı’nın “Basına ve Kamuoyuna Bilgi Notu” ile paylaştığı 29 Ocak 2011’de Mutki İlçe Jandarma Komutanlığı’nın saat 13.30 sularında mevzi genişletme çalışması yaptığı, mevzi genişletme çalışmasında bir kısım kemiklere rastlanıldığı, yapılan bu faaliyetlerin bir kısım vatandaşların yanlış değerlendirerek Mutki Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirdiklerini, Mutki Savcılarının olay yerine gelerek bir kısım kemikleri mahallinde tutanak ve görüntüler ile tespit ederek incelenmek üzere el koyduklarını, gözle yapılan tespitlerinde de el konulan kemiklerin hayvan kemiği olduğunu değerlendirdiklerini, el konulan bir kısım kemiklerin kime ait olduğuna adli işlemlerden sonra karar verileceği açıklanmıştır.

Özellikle Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturmanın devam ettiği ortada iken ve İlçe Jandarma Komutanlığı’nın bahçesinde de ceset olduğu iddiaları var iken, İlçe Jandarma Komutanlığı’nca bu kazının yapılması manidardır. Mevzi açma çalışması sırasında kemikler bulunduğunda bu hususta Cumhuriyet Savcılığına bilgi verilmemesi, adli vak’a olduğunda şüphe yokken kazıya Mutki Cumhuriyet Savcısının bilgisi olmadan devem edilmesi, savcılığın olaya yapılan ihbar üzerine el koyması; yapılan işin söylendiği gibi mevzi açma işi olmadığı yönünde bizde ve kamuoyunda şüphe uyandırmıştır. İlçe Jandarma Komutanlığınca yapılan mevzi çalışmasında kemik bulunduğunda bu hususun derhal Cumhuriyet savcılığına bildirilmesi gerekirken, aksi cihette hareket edilmesi, akıllara birilerinin bazı şeyleri gizlemeye çalıştığı ve ortaya çıkması muhtemel delilleri karartmaya yönelik faaliyet içinde oldukları yönünde şüpheler uyandırmıştır.

Bitlis Barosu olarak yaptığımız araştırmada, İlçe Jandarma Komutanlığı’nda yapılan kazının saat 16.30’da yani karanlığın bastığı saatte başladığı,  Cumhuriyet Savcılığı’nın yapılan ihbar üzerine saat 20:30 sularında haberdar olduğu, Cumhuriyet Savcısının olay yerine geldiğinde “askeri bölge“ olduğu iddiasıyla İlçe Jandarma Komutanlığına alınmadığı, bunun üzerine Cumhuriyet Savcısı’nın, savcılık tarafından acele işlerde mahkeme onayına sunulmak üzere arama kararı ile içeriye girdiği, bir kısım kemiklere rastlandığı ve bu kemiklere delil olarak tutanak ve görüntü kayıtları ile el konulduğu duyumlarına ulaşılmıştır.

Öncelikle bu aşamadan sonra Cumhuriyet Başsavcılığınca titizlikle yapılan çalışmaların devam etmesi, gerekirse İlçe Jandarma Komutanlığı sınırları içerisinde yapılan ihbarlar göz önüne alınarak kazılara başlanılması, mevzi açma iddiasıyla İlçe Jandarma Komutanlığınca yapılan kazı incelenerek, delillerin karartılması veya yok edilmesi şeklinde bir suç var ise bu konuyla ilgili gerekli soruşturmanın yapılması ve ulaşılacak bilgiler ışığında böyle bir durumun ispatı halinde ilgili görevli ve görevlilerin cezalandırılması için İçişleri Bakanlığı’nca disiplin ve Cumhuriyet Başsavcılığınca cezai yönden soruşturma başlatılarak ilgililer hakkında gerekli işlemlerin yapılması gerekmektedir.

Hukuk devleti olmanın gereği budur. Geçmişte meydana gelmiş hukuk dışı ve karanlık işlerin aydınlatılması geleceğimize aydınlık bir gözle bakmayı sağlayacaktır.

Yine Bitlis Barosu olarak; sayın Başbakan’ın kayıp yakınlarını kabulünden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan “Faili Meçhulleri Araştırma Alt Komisyonu” üyelerini, bölgemizdeki bu  sıcak gelişmeleri yerinde incelemek üzere ilimize davet ediyoruz.

Bitlis Barosu olarak; daha önce birçok acıyla karşılaşmış bölgemizin, bundan sonra bu tür acılarla karşılaşmaması ve Hukuk Devleti olmanın gereğinin yerine getirilmesi için bu olayların sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla arz ederiz.

                                                                                                                                                        Av. Enis GÜL

Bitlis Barosu Başkanı