BASINA VE KAMUOYUNA
| |
26.05.2015 tarihinde Bitlis Adliyesinde Baro Odasında Ankara Barosu avukatlarından Av. Celal ARAS, görev yaptığı dosyanın karşı taraf yakınları tarafından uğradığı saldırıcı sonucu yaralanmıştır.
Öncelikle bilinmesi gereklidir ki avukatlar bir davanın tarafı değildirler. Onlar yalnızca müvekkillerinin haklarını savunurlar. Bir davada karşınızda görünen bir avukatın sizin vekiliniz de olabileceğinin bilinmesi gerekir. Bu saldırıyı yapan ve örgütleyenler bilmeliler ki sanık sandalyesine er-geç geleceklerdir. Peki bu saldırganlar yargılanırken kendilerini kim savunacaktır? O zaman kendilerini yine bir avukat savunacaktır. Aynı mantık işletilecek olursa, onları savunan avukatların da haksız vasıflandırmalarla itham edilmesi kabul edilebilecek midir?
Meslektaşlarımıza yapılan saldırı HUKUKA, ADALETE ve ÖZELLİKLE DE SAVUNMA HAKKINA yapılmıştır.
Savunma hakkı mahkemelerin varlık ve meşruluk sebebidir. Savunma hakkı yoksa, yargılama boş bir ritüel, iddia eden ile hüküm kuran süjelerin danışıklı dövüşünden ibarettir.
Savunma hakkı, yalnızca bu haktan yararlanan şüpheli veya sanık için değil, mağdur veya katılan taraf için de bir güvencedir. Zira suçu ne olursa olsun, savunma hakkından -yeterince- yararlandırılmayan bir kişi hakkında verilen karar tartışmalı olacak, meşruluğu bulunmadığı için, mağdur istediği sonuca ulaşamayacaktır. (örneğin manevi tatmin ve uluslar arası yargı açısından geçerlilik noktasında) Ne yazık ki hukuk ve adalet duygusunun olgunlaşmadığı ülkelerde savunmaya gereken önem verilmemekte, savunma ya boş/zararlı bir iştigal yahut yargılama konusu suç ve yargılanan sanığın özdeşi gibi görülmektedir. Ülkemizde de Saldırıya uğrayan ve dahası öldürülen avukatların olması durum bundan çok farklı olmadığını göstermektedir.
Savunmanın güvende olmadığı yerde hukukun inanılırlığı yoktur. “Herkes için adalet, adalet için avukat” sözü hayatın gerçekleri içinden çıkmıştır.
Olayın bir başka ve önemli bir boyutu ise saldırganların Adliye Binasına bıçak ile girmiş olmaları ve meslektaşımıza silahla saldırmaya çalışmalarıdır. Bu büyük bir güvenlik zafiyetidir. Şayet yeterli güvenlik önlemi alınmış olsaydı bu olay yaşanmayacaktı.
Yine olay sonrasında da güvenlik zafiyeti maalesef devam etmiştir. Olaya karışan kişilerden sadece biri göz altına alınmış olup, diğerlerinin ise kaçmalarının önlenmesi hususunda gerekli tedbirler alınmamıştır. İşlenmiş bulunan bu olay ciddi alınmalıdır. Zira yapılan saldırı yargı camiasına ve adalete karşı işlenmiştir. Meslektaşımıza yapılan saldırının, tıpkı bir hâkim ve savcıya yapılan saldırı gibi işlem görmesi gerektiği hukukun temel olgusudur. Buna rağmen saldırganlar hakkında gerekli işlemler yapılarak saldırganların gözaltına alınmamaları avukatlık mesleğinin kurumsal nitelik olarak görülmediği, yargı faaliyetinin dışında tutulduğunu göstermektedir.
Son olarak sayın Meslektaşımız Av. Celal ARAS’a geçmiş olsun dileklerimizi sunarken olayı takip edeceğimizi, meslektaşımızın sonuna kadar yanında olduğumuzu ve olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.
BİTLİS BAROSU BAŞKANLIĞI
