İlçelerimiz | Barodan Duyurular |
| Basın Duyuruları |
| Basında Baromuz |
| E-Mevzuat Bilgi Sistemi |
| E-Devlet |
| Bilgi Edinme |
| Dökümanlar |
| Barolar |
| Resim Galerisi |
| Faaliyetler |
| Ziyaretçi Defteri |
| Linkler |
| İletişim |
| Sitede Ara |
| Yönetici Girişi |
| Bugün | 19 |
| Dün | 96 |
| Toplam | 96423 |
| (C) Bitlis Bsrosu | |
| İlçelerimiz |
|
|
| Cumartesi, 08 Eylül 2007 | |
|
Bitlis ilinin ilçeleri; Adilcevaz, Ahlat, Güroymak, Hizan, Mutki ve Tatvan' dır.
Doğu Anadolu Bölgesi'nde Bitlis İli'ne bağlı bir ilçe olan Tatvan'ın, kuzey ve doğusunda Van Gölü, güneydoğusunda Gevaş, güneyinde Hizan ilçeleri ile batısında Bitlis ili, kuzeyinde de Ahlat ilçesi bulunmaktadır. Van Gölü'nün güneybatısındaki yüksek bir alanda yer alan Tatvan'ın büyük bölümü dağlıktır. İlçenin güney ve güneydoğu kesimlerini Güneydoğu Toroslarına bağlı dağlar, batı ve kuzeybatı kesimini de nemrut Dağı engebelendirmektedir. Ayrıca en yüksek yeri Alacabük Dağı olarak bilinen Pelli Dağı da güneydoğu sınırı yakınındadır. İlçe topraklarından çıkan Güzeldere başta olmak üzere küçük akarsular Van Gölü'ne dökülmektedir. Güney ve güneydoğudaki dağlardan kaynaklanan suların oluşturduğu dereler ilçe sınırları dışında Dicle Nehri'nin başlıca kollarından olan Botan Çayı'na katılır. Türkiye'nin en büyük gölü olan Van Gölü'nün güneybatı kesimi ile Nemrut Gölü'nün bir bölümü de ilçe sınırları içerisindedir. İl merkezine 25 km. uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 1.235 km2, denizden yüksekliği ise 1.720 metre olup, toplam nüfusu 80.460'dır. İlçenin ekonomisi ticaret, sanayi, tarım ve turizme dayalıdır. Ekime elverişli topraklarında şeker pancarı ve buğday yetiştirilir. Az miktarda sebze ve meyva da yetiştirilmektedir. İlçe topraklarında sünger taşı ve pelit içeren maden yatakları bulunmaktadır. İran ile 1970'te demiryolu bağlantısının sağlanması, Muş, Diyarbakır ve Siirt'ten geçen karayollarının ilçe sınırları içerisinde birleşmesi, Van Gölü kıyısındaki Tuğ İskelesi yöreyi taşımacılık yönünden önemli bir konuma getirmiştir. Tatvan isminin nereden geldiği kesin olarak bilinmemekle birlikte Kanuni döneminde Zal Paşa tarafından şimdiki Çağlayan mahallesi mevkiinde bir kale yaptırdığı ve halkın buraya Taht-ı Van adını verdikleri söylenmektedir. Tatvan'ın ilk kuruluş yeri Küçüksu Köyü'dür. Tarih boyunca yörede bir çok uygarlık birbirini izlemiştir. M.Ö 3000-2000 yıllarında Hurriler Van Gölü dolaylarında yaşamışlardır. Bölgede küçük krallıkların bulunduğu bilinmektedir. Bunlardan Mittani’lerin M.Ö XVIII.yüzyılda krallık kurarak geniş bir alanda hüküm sürdüklerini, M.Ö 1340-1200 yılları arasında bu bölgede yaşamış olan Asur’luların yazılı kaynaklarından öğreniyoruz. Perslerin hakim olduğu yöreye Büyük İskender doğu seferi sırasında MÖ.333'te hakim olmuştur. Büyük İskender'in ölümünden sonra kurulan küçük beylikler arasında Tatvan sık sık el değiştirmiştir. 727 yılında Sasaniler yöreye egemen olmuş, Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasından sonra Doğu Romalılar (Biznaslılar) bölgeye hakim olmuşlardır. Tatvan bu dönemde sık sık Arap akınlarına uğramıştır. Arap orduları kumandanı İyaz Bin Ganm (630-640) bölgeye sefer düzenleyerek Tatvan civarlarına ulaşmıştır. Bunu İyaz Bin Ganm'ın 642 yılında ikinci kez seferi izlemiştir. Emevilerin yeterince hakim olamadığı yöreye Abbasi döneminde baskılar artmıştır. Malazgirt Savaşı'ndan sonra (1071) Selçuklular yöreye yerleşmeye çalışmış, Çağrı Bey 1018'de yöreyi kuşatmıştır. Eyyubiler 1207 yılında burada egemenlik kurmuşsa da, 1229 yılında Ahlat ile birlikte Tatvan’da Harzemşahlar’ın eline geçmiştir. Bu durum da Selçukluları ve Harzemşahları karşı karşıya getirmiştir. Anadolu Selçukluları buraları geri alımasından sonra (1232), Moğollar 1243 'te Selçukluları yenerek bölgeyi ele geçirmişlerdir. Bu dönemden sonra Ak koyunlular, Kara koyunlular, İlhanlılar ve diğer beylikler arasında Tatvan sık sık el değiştirmiştir. Kanuni Sultan Süleyman'ın döneminde 1533’de İran’a büyük bir sefer düzenlenmiş, Bitlis Beyliği’nin başında bulunan Şeref Han İran’a sığınmıştır. Osmanlının gönderdiği ulema Paşa Bitlis’i ele geçirmeye çalışırken Safaviler ile savaşmak zorunda kalmıştır. Bunun üzerine İstanbul’dan çıkan büyük ordu Bitlis,Tatvan, Ahlat, Adilcevaz ve Van’ı hiç zorlanmadan ele geçirmiştir. Osmanlı ordusunun 1548’de Tebriz’i almasından sonra, Safavilerin saldırıları yöreyi yağmalamaları tatvan'a büyük zarar verimiştir. Kanuni Sultan Süleyman, Tatvan'a üç sefer daha düzenleyerek Safavilerin bölgedeki etkinliklerine son vermiştir. Tatvan yörenin geçiş noktası olması nedeniyle her dönemde sık sık el değiştirmiş ve istilalara uğramıştır. tatvan yöresi 1916'da kısa bir süre Rus işgalinde kalmış, 1918'de nahiye olmuş ve Cumhuriyetin ilk yıllarında, 1936'da ilçe merkezi olarak bugünkü yerine taşınmıştır. İlçede günümüze gelebilen eserler arasında; Kalender Baba Kümbeti AHLAT: Doğu Anadolu Bölgesi'nde, Bitlis'in bir ilçesi olan Ahlat, Van Gölü'nün kuzeybatı kıyısındadır. Ahlat İlçesi, Kuzeyinde Muş ili Bulanık ve Malazgirt ilçeleri , batısında Muş ili , güneyinde Van Gölü, güneybatısında Tatvan ve Bitlis, doğusunda ise yine Van Gölü ve Adilcevaz ilçesiyle çevrilidir. Bitlis İli'nin belli başlı düzlüklerinden olan Ahlat Ovası, kuzeydeki Süphan, batıdaki Nemrut Dağları ve Van Gölü arasında uzanmaktadır. Bu dağların eteklerinde geniş dağ platoları uzanır. Nemrut gerek bu bölgedeki volkan dağlarının bir örneği olması , gerekse Van Gölü’nün oluşmasında önemli bir yer tutması bakımından önem taşımaktadır. Dünyanın sayılı volkanlarından olan Nemrut, Ahlat’ın batısındadır. Günümüzde sönmüş bir volkan olarak görülen bu dağ , doğu-batı doğrultusunda uzanan geniş bir çukur alanın ortasında yükselmektedir. Nemrut yanardağı Van Gölü’nün batısında yer almış olup, 3050 m. yüksekliktedir. Volkanın son püskürmesi 1441 yılında küçük ölçüde olmuştur .Bitlis ili genelinde dağlık olmakla beraber Ahlat Ovası , Rahva Ovası ile birlikte Bitlis’in iki büyük düzlüğünden biridir. Ahlat'ın yüzölçümü 1.044 km2. olup, toplam nüfusu 21.651'dir. İlçenin ekonomisi hayvancılığa dayanmaktadır. Koyun ve keçi yetiştirilen yörede mandralarda peynir üretilir. Deri üretimi de önemli ölçüdedir. Tarıma ait alanlarda buğday, çavdar ve ceviz yetiştirilir. MÖIX.yüzyılda bölgede yaşayan Urartular, buraya “Halads”, Ermeniler “Şaleat” , Süryaniler “Kelath”, Araplar “Hil’at” , İranlılar ve Türkler ise “Ahlat” demişlerdir. Ahlat'ın tarihi oldukça eskiye inmektedir. Bazı tarihlerde ilk yerleşimin MÖ.XV.yüzyıla, Asurluların Uç Beyliği dönemine kadar indirilmiştir. Arkeoloji kazılarda ortaya çıkan buluntu ve kazılar, MÖ.IX.yüzyılda Urartuların buraya hakim olduğuna işaret etmektedir. Bununla beraber Paleolitik Döneme inen eserlerle de karşılaşılmıştır. MÖ.600 yıllarında yöre Medlerin ve Perslerin egemenliğine geçmiş, daha sonra Anadolu'da Pers egemenliğine son veren Büyük İskender'in hakimiyetine girmiştir. İskender'in ölümünden sonra yöreye Seleukoslar hakim olmuş, MÖ.323'te Alatos yönetiminde Ahlat beyliği kurulmuş, Bizanslılar ve Araplar arasında sürekli el değiştirmiştir. XI.yüzyılda Selçuklular yöreyi ele geçirdikten sonra Alparslan tarafından merkez yapılmıştır. Selçukluların Ahlat önlerinde Bizans ordusunu yenmelerinden sonra Ahlat daha da önem kazanmıştır. Tarihe Selçuklu Rönesansının başladığı yer olarak geçen Ahlat, 1095'te yeniden bağımsız bir beylik olmuştur. Bu dönemde Ahlat Beyliği sınırlarını Halep'ten Erzurum'a, Malatya'dan Van'a kadar uzatmıştır. Ancak, Timur ordularının XIV.yüzyılda burasını yakıp yıkmasıyla kentin bu görkemli dönemi sona ermiştir. Osmanlılar 1473'te buraya hakim olmuşlarsa da kısa bir süre sonra yöre, Safevilere bağlanmıştır. Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Savaşı'ndan (1514) sonra kesin olarak Osmanlı topraklarına dahil olmuştur. Osmanlı döneminde zenginleşen Ahlat, bu yüzden sık sık Bitlis'teki Şerefhanoğulları'nın yağmasına uğramıştır. Şemseddin Sami, Kâmusü'l-Âlam'da; " Bitlis Vilayetinde, Van Gölü'nün kuzeybatı sahilinde bir kaza merkezi" olarak buradan söz etmektedir. Osmanlı-Rus Savaşı'nda bir süre Ruslar tarafından işgal edilmiş ve kent bu işgalden büyük zarar görmüştür. Cumhuriyetin ilanından sonra 1923'te Bitlis İli'ne bağlı bir ilçe konumuna getirilmiştir. Ahlat'taki asıl yerleşmeler Van Gölü ile iskelesi arasındadır. Bugün kıyıdan 2 km. içerideki Eski Ahlat kentinin yıkıntıları görülmektedir. Orta Çağ'ın "Kubbetü'l-İslâm" adıyla ünlü üç büyük kentinden olan Ahlat mezar anıtları ile de tanınmıştır. Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerini barındıran bu mezarlıklar bir açık hava müzesi konumundadır. XII.-XIV.yüzyıllara tarihlenen bu mezar anıtlarından Ahlat'ın o dönemde önemli bir bilim ve kültür merkezi olduğu anlaşılmaktadır. Bu mezarlardan pek çoğunda sanatçıların isimleri, yapıldıkları tarihleri belirten kitabeler bulunmaktadır. İlçede Günümüze gelebilen tarihi eserler: İskender Paşa Camisi
ADİLCEVAZ:
Doğu Anadolu Bölgesi'nde, Bitlis İli'ne bağlı bir ilçe olan Adilcevaz, Van Gölü'nün kuzey kıyısında, Süphan dağı'nın yamaçlarındaki kayalık bir alanda kurulmuştur. Van Gölü kıyısında turistik yönden de önemli kumsalları ve Süphan dağı'nın doğal güzelliği ile tanınmıştır. İl merkezine olan uzaklığı 80 km.dir. Yüzölçümü 812 km2. olup, toplam nüfusu 44.612'dir. İlçenin ekonomisi tarıma ve hayvancılığa dayalıdır. Süphan Dağı ile Van Gölü arasındaki düzlüklerde tarım yapılmaktadır. Buğday, çavdar, ceviz ve meyva yetiştirilir. Süphan Dağı yamaçlarındaki ağaçlardan ceviz kerestesi elde edilir. Hayvancılık da yapılmakta olup, koyun, keçi yetiştirilir. Ayrıca arıcılık da yapılmaktadır. Adilcevaz göçebe aşiretlerinin göç yolları üzerinde yer aldığından, hayvan ve hayvansal ürünlerin ticareti de oldukça yaygındır. Kamuya ait süt ve peynir fabrikası dışında sanayi kuruluşu yoktur. Son yıllarda turizm ilçenin ekonomisini hareketlendirmiştir.
Adilcevaz'ın tarihi oldukça eskiye inmektedir. Bölgede öncelikle Urartular yerleşmiş, daha sonra Asurlular, Persler (MÖ.700), Makedonyalılar (330) buraya egemen olmuşlardır. MS.700 yıllarında Arap akınları buraya yoğunlaşmış, sonraki yıllarda bölge Araplar ile Bizanslılar arasında sürekli savaşlara sahne olmuş ve her iki toplum arasında zaman zaman el değiştirmiştir. Malazgirt Savaşından (1071) sonra da yörede Türklerin egemenliği başlamıştır.Yavuz Sultan Selim'in çaldıran Savaşı'ndan (1514) sonra da Osmanlı topraklarına katılmıştır. Şemseddin Sami, Kamüsü'l-Âlam'ında Adilcevaz'dan şöyle söz etmektedir: " Van vilayetinin kuzeybatısında ve Van Gölü'nün kuzeyinde bir kaza olup, merkezi gölün kıyısındaki 2500 nüfuslu Arçike kasabasıdır". Cumhuriyet'in ilk yıllarında Bitlis İli'ne bağlı bir bucak merkezi iken, 1953'te ilçe olmuştur. Adilcevaz'da yapılan arkeolojik kazılar, tarih öncesi devrilerine ait, özellikle urartu ve Asur dönemlerine ait kalıntı ve buluntuları ortaya çıkarmıştır. Kazılar günümüzde de sürmektedir. İlçede günümüze gelebilen eserlerin başında, Adilcevaz Sahil Kalesi
HİZAN:
Doğu Anadolu Bölgesi'nde, Bitlis İli'ne bağlı bir ilçe olan Hizan'ın doğusunda Van, güney ve batısında Siirt, kuzeybatısında Bitlis'in Merkez İlçesi, kuzeyinde de Tatvan bulunmaktadır. Bitlis'in güneydoğusunda oldukça engebeli bir arazi üzerinde yer alan Hizan'da ovalar çok azdır. Kavuşşahap Dağlarının doğu-batı doğrultusundaki sıraları ve uzantıları ilçeyi engebelendirir. Avaberhan Doruğu (3.103 m.) yörenin en büyük yüksekliğidir. Bu dağlardan kaynaklanan ve güneye doğru akan sular dışında Dicle'nin kollarından Botan Çayı'na katılan dereler yöreyi sulamaktadır. Dağlar üzerinde ise yer yer plato düzlükleri bulunmaktadır. İlçe topraklarında ormanlık alanlar yok denilecek kadar azdır. Bitlis İl merkezine 50 km uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 917 km2 olup, toplam nüfusu 38.758'dir. İlçenin ekonomisi hayvancılığa dayanır. Koyun ve kıl keçisi yetiştirilir. Ancak burada yetiştirilen hayvanlar yeterince beslenemediğinden hayvansal ürün oldukça düşüktür. Kış aylarında güneydeki steplere, yaz aylarında ise kuzeydeki yaylalara göçen göçebe aşiretler ilçenin ekonomik yaşamına canlılık getirirler. El dokumacılığının yaygın olduğu görülmektedir. Yörede az miktarda buğday, patates, soğan, darı, ceviz fındık, antep fıstığı, tütün ve elma yetiştirilir. Ayrıca yöredeki Karakovan balı da ünlüdür. Hizan'da yeterince arkeolojik araştırma yapılmadığından, tarihi geçmişi ile bilgiler son derece kısıtlıdır. Bölgede ilk yerleşmenin M.Ö. 1000’li yıllarda Urartular ile başladığı, daha sonra Pers, Roma, Bizanslıların burada egemen olduğukları sanılmaktadır. Gökay köyünde eski tarihlere ait bazı kalıntılarla karşılaşılmıştır. XI.yüzyılda Selçuklular yöreye hakim olmuşlar ve XVI.yüzyılın başlarında da Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı döneminde Karasusüfla ve karasu isimleriyle tanınan bu yerleşim, XIX.yüzyılın sonlarında Bitlis vilayetinin merkez sancağına bağlı bir ilçe merkezi iken, 1929'da Bitlis'in ilçe olarak Muş'a bağlanmasından ötürü bucak merkezi yapılmıştır. Bitlis 1936 yılında İl durumuna getirilince Hizan da onun ilçesi olmuştur.
MUTKİ:
Güneydoğu Anadolu Bölgesi sınırları içerisinde, büyük bölümü de Doğu Anadolu Bölgesi'nde kalan Mutki, Bitlis İli'ne bağlı bir ilçedir. Mutki'nin kuzeydoğusunda Güroymak İlçesi, doğu ve güneydoğusunda Merkez İlçe, güney ve batısında Siirt, kuzeyinde de Muş İli bulunmaktadır. İlçe topraklarını Kuşçu ve Tandır Dağları engebelendirir. Buradan kaynaklanan sular Garzan çayı ile birlikte Güneydoğu'da doğal bir sınırı oluşturur. İl merkezine 21 km. uzaklıktadır. İlçenin yüzölçümü 1.068 km2 olup, toplam nüfusu 38.564'dür. İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. İlçede sığır doğal tohumlama istasyonları kurulmuştur. Yörede yaşayan göçerler tulum peyniri üretirler. Patates, darı, az miktarda da soğan, ceviz, buğday, fasulye, kiraz, armut yetiştirilir. Ayrıca arıcılık da yapılmaktadır.İlçeye bağlı Meydan beldesinde fıstık yetiştirilmektedir. Mutki ilçesinde yeterince arkeolojik araştırmalar yapılmadığından, eski tarihlerle ilgili bilgi oldukça yetersizdir. Mutki yöresi, tarih çağları boyunca Asurların, Perslerin, İskender Roma ve Bizanslıların egemenliği altında kalmıştır. Hz. Ömer zamanında Araplar tarafından fethedilmiştir. Bundan sonra birkaç defa Araplar ile Bizanslar arasında el değiştirmiş, Malazgirt Savaşı'ndan sonra (1071) Anadolu'ya yerleşmeye başlayan Anadolu selçuklularının egemenliğinde kalmıştır. Ardından Akkoyunlular yöreye hakim olmuş, Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Savaşı'ndan sonra (1514) Osmanlı Devletinin topraklarına katılmıştır. Sultan Abdülmecit döneminde Mutki'nin ismine kaynaklarda ve yazılı Osmanlı kaynaklarında rastlanmaktadır. Bu dönemde merkezi Rabat Köyü olarak bir bucak halinde yönetilmiştir. Daha sonra Kiro Köyü'ne nakledilen ilçe, XIX.yüzyılın sonlarında Bitlis vilayetinin merkez sancağına bağlı bir kaza konumuna getirilmiştir. I.Dünya Savaşı sırasında Ermeni ve Ruslar tarafından işgal edilen bölge, 6 Nisan 1916 yılında işgalden kurtarılmıştır. İlçe merkezi 1938'de Miritag Köyü'ne taşınmış, orada genişlemiş ve Mutki adını almış, 1941 yılında da ilçe konumuna getirilmiştir. GÜROYMAK:
İlçe ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Yörede yaşayan göçerler tarafından koyun ve keçi yetiştirilmektedir. Düzlük alanlarında buğday ve çavdar yetiştirilmketedir. İlçenin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Burada eski tarihlerde Norşin adı verilen bir yerleşim merkezi bulunduğu, sonrada da bugünkü Güroymak İlçesine dönüştüğü bilinmektedir. Güroymak'ın bulunduğu yöre Urartuların, Perslerin, Makedonyalıların, Seleukosların, Nesatilerin, Mervanilerin, Roma İmparatorluğu'nun, Dilmaçoğlu Beyliği'nin ve Sökmeniler beyliği'nin egemenlikleri altında kalmıştır. Çevresindeki Selçuklu yerleşmesinden ötürü buraya XI.yüzyılda Anadolu Selçuklularının egemen olduğu sanılmaktadır. Nitekim Güroymak'ın yakınındaki Aşağıkolbaşı, Kuştaşı ve Budaklı Köyleri'nde Selçuklu Mezarları ile karşılaşılmıştır. Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Seferi'nden (1514) sonra yöre, Osmanlı topraklarına dahil olmuştur. Rus-Osmanlı Savaşı sırasında bir süre Rus işgalinde kalmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra Ahlat'a bağlı bir bucak olan Güroymak 1988 yılında Bitlis İli'ne bağlı ilçe konumuna getirilmiştir.
|
|
| Son Güncelleme ( Cuma, 14 Aralık 2007 ) |
HIZLI ERİŞİM | ||||||||
T.C. Kimlik No
T.C.ResmiGazete
Telefon Rehberi
VergiKimlikNo
Döviz Kurları
SSK Bilgileri
SIK KULLANILANLAR | |||||||||||||||||